Sosyal Medya
Yapay zekâ ile içerik üretimi: nasıl, ne kadar, ne zaman?
Birçok marka artık sosyal medya içeriklerinde bir şekilde yapay zekâ kullanıyor. Soru “kullanmalı mıyız” olmaktan çıktı, “nasıl kullanmalıyız” oldu. Yasaklamak da, her şeyi ona bırakmak da aynı derecede yanlış. Doğru kullanım ortada bir yerde; ama o orta yolu bulmak kolay değil.
Sosyal medya içerik üretiminde yapay zekâyı bir asistan gibi kullanıyoruz: fikri çoğaltan, taslağı hızlandıran ama son sözü söylemeyen bir asistan. Aşağıdaki çerçeve, kendi ekibinde de aynı dengeyi kurmana yardım eder.
Yapay zekânın iyi yaptıkları
- Beyin fırtınası: Bir kampanya için onlarca başlık, açılış cümlesi ya da konsept alternatifi birkaç dakikada önüne gelir. Çoğu kullanılmaz, ama iyi bir fikri tetiklemeye yeter.
- Çeviri ve uyarlama: Türkçe bir metni İngilizceye ya da başka bir dile hızla aktarır. KKTC’de karışık bir kitleye konuşan markalar için bu büyük kolaylık. Yine de yayından önce o dili iyi bilen biri okumalı.
- Biçimlendirme: Yazılmış bir metni gönderi açıklamasına, hikâye metnine ya da uzun bir paragrafa dönüştürmek; aynı mesajı farklı uzunluklara uyarlamak.
- Tekrar eden işler: Ürün açıklamalarının taslağı, sık sorulan sorulara cevap şablonları, içerik takviminin ilk iskeleti.
Yapay zekânın zorlandığı yerler
Marka sesi. Hazır bir sohbet aracından çıkan metin genellikle düzgün ama sıradandır. Hiçbir markaya ait değildir. Markanın kendine özgü kelimeleri, espri anlayışı ve ritmi verilmezse ortaya her yerde okunmuş bir metin çıkar.
Yerel kültür. Kıbrıs için yazılmış bir gönderi yapay zekâdan çıktığında çoğu zaman belli olur. Yerel deyişleri, adanın gündemini, mahalle ölçeğindeki incelikleri bilmez. Metin bir esnafın ya da müşterinin ağzından çıkmış gibi duyulmaz.
Güncel gündem. Modeller belirli bir tarihe kadar olan bilgiyle eğitilir. O haftanın trendini, yeni bir platform özelliğini ya da adadaki bir etkinliği bilmeyebilir. Bilse bile yanlış hatırlayabilir; tarihleri, isimleri ve rakamları her zaman kontrol et.
İskelet ve dolgu
İçeriğin iskeletini yapay zekâya kurdur, dolguyu sen yap. Ya da tersini dene: ana fikirleri ve kişisel gözlemleri sen yaz, yapay zekâ toparlasın, sonra sen yeniden düzenle. İki yolda da kural aynı: hiç dokunulmadan yayınlanan metin ortalama metindir.
Bunun için ekipte basit bir kural koymak yeter. Yapay zekâdan gelen her taslağı yayından önce markayı tanıyan biri okur, içine en az bir somut detay ekler (bir müşteri sorusu, bir yer adı, bir gözlem) ve marka sesine göre kısaltır. Ölçüt yalnız “metin doğru mu” değil, “bunu biz böyle söyler miydik” sorusu olmalı.
Markaya özel ayar
Yapay zekâyı markana yaklaştırmanın yolu ona iyi örnekler vermek. Ses tonu rehberini, beğendiğin eski gönderileri, asla kullanmadığın kelimeleri ve marka kitabını bir araya topla. Yaygın araçların çoğu bu tür talimatları kalıcı olarak saklamana ya da markaya özel bir asistan kurmana izin veriyor.
Bu hazırlık birkaç dakikalık iş değil, ama bir kez yapılınca her taslak markaya biraz daha yaklaşır. Ses tonu rehberin yoksa önce onu yaz; marka stratejisi nereden başlar yazısındaki dört soru iyi bir başlangıç.
Etik ve şeffaflık
Yapay zekâ ile üretilen içeriği işaretlemek gerekir mi? Büyük platformlar yapay zekâ ile üretilmiş ya da değiştirilmiş görselleri etiketlemeye başladı; bazı pazarlarda bu konuda yasal düzenlemeler de gündemde. Kuralların ayrıntısı ülkeden ülkeye değiştiği için güncel durumu takip etmek gerekiyor.
Yasal zorunluluk olmasa bile şeffaf olmak iyi bir alışkanlık. Özellikle gerçek bir kişiyi, gerçek bir mekânı ya da bir müşteri deneyimini gösteriyormuş gibi yapan görsellerde dikkatli ol. Influencer iş birliklerinde de aynı özen geçerli. Güven bir kez sarsılırsa onu geri kazanmak, hiçbir aracın hızlandıramayacağı kadar uzun sürer.
Yapay zekâ bir asistan, senin yerine düşünen biri değil. İçeriği değil, içerik üretiminin hızını çoğaltıyor.